MÜTHİŞ HAZIR CEVAPLAR-9


Bir Hristiyan, Ahmed Vefik Paşa'ya:

- Camilerinizde niçin günlük (bir çeşit koku) yakmıyor sunuz? diye sorduğunda, ondan şu cevabı almış:

- Bizimkiler abdestlidirler. Yellenmezler. Onun için günlük yakmıyoruz.

***

Eflâtun, bir grup arkadaşı arasında oturan Sokrat'a:

- Geçen gün bir arkadaşını herkesin arasında azarladın, diye çıkışmış. O sözleri başbaşa kaldığın zaman söyleyemez miydin?

Sokrat, soruya soruyla karşılık vermiş:

- Beni böyle azarlamak için, başbaşa kalmamızı bekleyemez miydin?

***

Hz. Lokman'a:

- "Edebi kimden öğrendin?" diye sormuşlar. Şu cevabı vermiş:

- Edepsizlerden.

***

Bir talebe, hikmet sahibi bir zât ile sohbet ederken:

- Cennet'te küçük bir yerim olsa bana yeter deyince, o zât şu cevabı verdi:

- Âhiret için ettiğin kanaati, keşke dünya için de etseydin.

***

Sahabelerden biri, Hz. Ebûbekir'in yanına gelerek:

- Çok günahkarım, der. Benim için dua eder misiniz?

Hz. Ebûbekir:

- Yâ Rabbi, der. Bir günahkar, bir diğerinden dua istiyor. İkisini de affeyle.

***

İngiliz Büyükelçisi, eski Osmanlı evlerinin dış duvarlarına asılan "Yâ Hafîz" (Muhafaza eden Allah (c.c.) ) levhalarını görünce dayanamamış ve Keçecizade Fuad Paşa'ya bunların ne olduğunu sormuş.

Fuad Paşa, İngilizin anlayacağı dille cevap vermiş:

- O gördükleriniz, Osmanlı Sigorta Şirketinin levhalarıdır.

***

Mehmed Âkif, iki yüzlü insanlara çok kızardı. Bir gün bir arkadaşına şöyle dedi:

- İki yüzlüleri artık sever hale geldim. Çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım.

Yorum (1) Yorum yaz! | Etiketler : hazır cevap,müthiş,süper

BU DA GEÇER YA HU!


Sultan Mahmut bir gün tüm vezirlerini toplayıp, bana bir yüzük yaptırın ve üzerine öyle birşey yazdırın ki ona her baktığımda, hüzünlüysem neşeleneyim, neşeliysem hüzünleneyim diye buyurmuş...

Vezirler toplanmışlar dört bir yana haber salmışlar. Sonunda bir gün bir yüzükle sultanın karşısına çıkmışlar, yüzüğü vermişler.

Sultan Mahmut tamam işte bu demiş...

Yüzüğün üzerinde; "Bu da geçer ya hu!"    yazıyormuş...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Sultan Mahmutö bu da geçer ya hu,tevekkül

MÜTHİŞ HAZIR CEVAPLAR-8


Adamın biri Muhammed bin Vasi'nin bacağındaki yarayı görüp: 

-Sana acıyorum, dediğinde, ondan şu cevabı almıştır:

-Ben aynı yaranın gözümde çıkmadığına şükrediyorum.

***

Hz Ali'ye:

-Allah bu kadar insanı nasıl hesaba çeker? diye sorduklarında:

-Nasıl rızıklandırıyorsa öyle cevabını vermiştir.

*** 

Materyalist öğretmen öğrencisine:

-Söyle bakalım Allah nerede? Eğer bilirsen bir portakal vereceğim.

Öğrenci:

-Siz bana O'nun olmadığı yeri gösterin, ben size bir bahçe dolusu portakal vereyim.

***

Ebu Hureyre "takva"nın ne olduğunu soranlara:

-Siz hiç dikenli yoldan geçtiniz mi?, dedi.

Onlar da:

-Evet geçtik, dediler.

Bunun üzerine:

-O halde oradan geçerken ne yaptınız?, diye sordu.

Onlar:

-Dikenlerden sakındık, dediler.

-İşte takva da, günah ve hatalardan sakınmaktır, cevabını verdi.

***

Bir sohbet sırasında, Ârif Nihat Asya'ya:

-Eğilir, bükülür, katlanır ve istenilen şekle kolayca sokulur bir cam keşfedilmiş, derler.

Ârif Nihat Asya, şöyle cevap verir:

-Desenize, eninde sonunda camı da kendimize benzettik!

***

Dahi kumandan Halid Bin Velid Hazretlerinden, Efendimizi (s.a.v.) anlatmasını istemişler.

-Bu hususta son derece acizim demiş.

Israr etmişler.

-Gönderilen, gönderenin şanına lâyık olur, buyurmuş. Onu gönderen Allah (c.c.) olduğuna göre, gerisini anlayın artık.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : hazır cevap,müthiş,süper

HERŞEY ASLINA DÖNER

Padişahın hep üst üste kızları oluyor. Bir gün valide sultana diyor ki:

-Bir daha kız doğurursan, ben kestim senden alakamı, diyor.

Bu da ne yapsın, elinde değil tabi. Tam doğum yaptığı gün, çingeneler, elekçiler geçiyorlarmış oradan. Bakıyorlar, korkuyorlar padişah hanımefendiyi bırakacak diye. Hemen koşuyorlar onlara, kızı onlara veriyorlar, onların da bir küçük oğlançocukları varmış, bezlere sarıyorlar, getiriyorlar:

-Hünkarım, çok şükür, gözünüz aydın, bir şehzade, veliaht doğdu, diyorlar.

Padişah ta çok seviniyor. Hikayelerde anlatıldığı gibi 40 gün 40 gece toy düğün yapılıyor. Davullar zurnalar filan.

Oluyor, gel zaman git zaman, bu oğlan büyüyor. İşte o Enderun gibi böyle, gün görmüş adamların elinde yetişiyor. Yer yer zaman zaman ava çıkıyor. Yer yer koşular yapıyorlar. Bir gün de padişahla gidiyorlar. Bu da arkadan vezirle geliyor, oğlan, şehzade, küçük daha. Yanlarından çingeneler gelip geçiyorlar. Böyle bakıyor bakıyor:

-Vezirim, diyor, bu eşeğin kuyruğundan öyle güzel elek olur ki!, diyor.

Vezir şaşırıyor. Sarayda hiç, saray terminolojisinde elek lafı yok. Onlar da işte elenir gelir oraya.

-Allah Allah, diyor. Neyse, padişaha da duyuruluyor, padişah ta hayret ediyor. Daha yolda giderken bir çingenelik daha yapıyor, bir çingenelik daha, adamın içine kurt düşüyor. Yani durup dururken nedir bu çocuğun içinde depreşen şeyler. Bir tevarüs yoksa nasıl konuşuyor bunları böyle.

Neden sonra bir yerde işte koşturuyorlar, ediyorlar, yoruluyorlar, bakıyorlar bir  göçebe orada. Çingene çadırları gibi bir şey var. Allah lütfedecek ya oraya kadar. Çadırın önüne gidiyorlar. İşte ülkenin hükümdarı diyorlar. Çadırdan içeriye alınıyorlar. Bunlar oturuyorlar, dinleniyorlar. Bir su istiyorlar. Edalı endamlı oturup kalkmasını bilen küçük bir kız çocuğu şehzade yaşında içeriye giriyor. Bir su getiriyor. Hafif içine bir iki tane böyle saman gibi bir şey düşürmüş. Oturuşu kalkışı... Padişah hayran oluyor. Suyu veriyor, geriye çekiliyor, geliyor, alıyor. Padişah tabi suyu içerken üflüyor üflüyor içiyor. İçiyor üflüyor, bir daha içiyor üflüyor. Neyse. O suyun içine birkaç tane saman çöpü veya toz bırakmayla kızın edasını endamını da telif edemiyor. Bu efendilik sonra bu nedir diyor.

-Kızım diyor, nedir bu suyun içine koymuşsun bunları?

-Hünkarım diyor, siz geldiğinizde terliydiniz, yorgundunuz. Elinize suyu verdiğimde birden içersiniz, hasta olursunuz, diye ben, diyor, size tahsis yaptım diyor.

-Allah Allah, diyor. Tam, diyor, padişah kızı.

Sonra döndüklerinde yengeyi sıkıştırıyorlar. Haber veriyor, diyor ki:

-Onu biz çingenelere verdik. Onlardan aldık. Meğer o kızıymış. O da o çingenelerin oğluymuş.

 

Evet onun için eskiler bu kabil hikayeler anlatırken, herkes aslına rucu eder, derler.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Padişah,şehzade,çingene,saray,karakter

ENDİŞE

Safderun bir kadın daha genç kızken derince bir kaynağın başına gelmiş. Orada biraz durmuş, bakmış, etmiş. Sonra başlamış ağlamaya.

Demişler:

-A be bacım ne ağlıyorsun?

Demiş:

-Ben bir gün evlenirsem, bir çocuğum olursa, bu çocuk az büyürse, eline kovayı verirsem, suya gelirse, ya düşer boğulursa, ne yaparım ben?

Yorum (1) Yorum yaz! | Etiketler : safderun,kadın,endişe